30 Kasım 2013 Cumartesi

Kasım Lilakutu ve içindeki cruelty-free ürünler...

Lilakutu'yu çok sevdiğimi daha önce de söylemiştim...Temiz içerikli ve cruelty-free markalarla tanışmamızı sağladığı için burdan Lilakutu'ya teşekkürler...:)

Şöyle topluca bakalım neler varmış bu ay...



Bakalım hangileri cruelty-free hangileri vaganmış...

İlk ürünümüz Cosmed Ayak Bakım Kremi...
Firmaya mail attım ve cevap bekliyorum...Şimdilik dolapta öylece bekliyor...


Cyrene Nemlendirici Saç Bakım Maskesi...
Cyrene hem hayvanlar üzerinde deney yapmıyor hem de vegan...Sitesinden de inceleyebilirsiniz...
Hemen deneyip, yorumlayacağım...


Üçüncü ürünümüz, Dairy Fun Duş Jeli...
Sitelerinde herhangi bir bilgi yoktu ve içeriğinde süt kullandıklarından zaten vegan olmadığını açıkça söylemiş oluyorlar...Bu yüzden elediğim ürünlerden oldu...


Dördüncü ürünümüz, Enozone Anti Akne Losyonu...
Şimdi bu ürünün sitesi açılmıyor, hala araştırma aşamasındayım, bekliyor şuan...:)


Beşinci ürünümüz, Fouf Gündüz Kremi...
Ambalajın arkasındaki "hayvanlar üzerinde test yapmıyoruz" ifadesini (tavşanlı logo) görünce, sanki eski bir arkadaşımı görmüşüm gibi sevindim...:) Vegan olup olmadığını ise araştırıyorum hala...


Altıncı ürünümüz, Healtha Burn Hydrogel Sprey...
Bu ürün zaten tıbbi ürün sertifikasına sahip...Hiç girmiyorum oralara, çünkü ilaçlarla ilgili deney yapılması falan çok kapsamlı ve uzmanlık gerektiren bir konu, işin içinden çıkamam...:) Kullanıp kullanmamak size kalmış...:)


Yedinci ve son ürünümüz ise PCO Whitening Mask...
Nefret bir ürün...İçinde koyun plasentası var...Nasıl yapıyorlar, o plesantayı nasıl elde edip, nasıl ürünün içine koyuyorlar bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum...Bu ürün direkt çöpe gitti...O yüzden yorum yapamayacağım, kusuruma bakmayın...


Ve tabi son olarak çok güzel bir ürün Percent Luxury Chocolate, hem lezzetine hem kavanozuna bayıldım...Kavanozu el yapımı kremlerimde kullanacağım mutlaka...:)


Seçtiğim ürünlerin yorumlarını yakında yazacağım...

Lilakutu'nun 2. yaşını kutluyorum...İyiki varsın Lila'cığım...:)

Sevgilerimle...:)

28 Kasım 2013 Perşembe

Veganizm nedir? Neden "vegan" olunur?

Uzun zamandır güzel ve anlaşılır bir "veganizm" yazısı yazmak istiyordum...Birkaç gündür yaşadığım yoğunluktan şöyle bir kafamı toparlayıp birşeyler yazamadım...
Sanırım sonunda veganizme bir giriş yapabileceğim...:)
Şimdi nerden başlasam, nasıl toparlasam inanın bilmiyorum...

Önce vegan ve vejetaryenlik arasındaki ayrımdan başlayayım...
Vegetaryen demek et, balık ve kümes hayvanları tüketmeyen, süt ve yumurtanın tercihe bağlı tüketildiği bir beslenme biçimidir...
Vegetaryenliğin bir kaç çeşidi vardır...

- Lacto  vejetaryen: Her türlü et ve et ürünüyle birlikte yumurta yemeyi reddederler...Ancak süt ve süt ürünlerini tüketirler...(Lakto süt demektir)
- Ovo  vejetaryen: Her türlü et ve et ürünüyle birlikte süt ve süt ürünlerini yemeyi reddederler...Ancak yumurta tüketirler...(Ovo yumurta demektir)
- Lacto-Ovo vejetaryen: Her türlü et ve et ürününü tüketmez ancak yumurta, süt ve ürünlerini tüketirler...

Vegan ise hiçbir hayvansal ürün tüketilmeyen (et, süt, yumurta, bal gibi) beslenme biçimidir...Aslında hiçbir hayvansal ürün tüketilmeyen bir yaşam biçimidir desek daha doğru olur...Çünkü hayvansal kaynaklı giysiler (Deri, ipek v.b.) giymez, kullandıkları ürünlerde hayvansal içerik ve hammadde istemezler...Bu yanıyla sadece bir beslenme biçiminden çıkarak yaşam tarzına dönüşür veganlık...


Peki bir insan neden "vegan" olur?



Bana sorarsanız bir insan vicdan sahibiyle, biraz okuyup araştırdıysa yaşatılan zulmü görüp kendiliğinden zaten vegan olacaktır...Bunun için özel bir çabaya gerek yoktur aslında...

İkinci neden; dünyayı ve doğayı sevmesi ve korumayı kendine amaç edinmiş olmasıdır...

Üçüncü neden; sağlıklı yaşamak için "vegan" beslenme biçimini benimsemiştir...


Vegan Kollektif'in sayfasında gördüğüm bu video güzelce özetlemiş aslında...
Buyrun...



Ayrıca incelemek isterseniz veya "vegan olmak nedir?" diye merak ediyorsanız buralardan genel bilgilere ulaşabilirsiniz...




Konu çok kapsamlı olduğundan sıkıcı olmaması adına burada bitiriyorum şimdilik...Devamı gelecek tabi ki...
Nasıl vegan olunur?
Veganlar nasıl beslenir?
Veganlar ne giyer, giymediklerini neden giymez?
Vegan yemek tarifleri gibi başlıklarla devam etmeyi düşünüyorum...

(Tabi ki vazgeçemediğim cruelty-free ve el yapımı ürün tanıtımlarına devam edeceğim...Bu arada el yapımı kremler ve temizlik ürünleri üzerine araştırmalarım sürüyor...Şu ana kadar kullandıklarımı daha da geliştirip sunmak istiyorum sizlere...Yakında burada olacaklar...:)

Merak ettiğiniz birşeyler olursa o doğrultuda da hareket edebiliriz...
Ben sıkıcı(!) ve uzun yazıları, makaleleri zaten okuyorum ve sizlere özetlemekten zevk duyuyorum...
Umarım bir faydam olur...

Sevgilerimle...:)








27 Kasım 2013 Çarşamba

Bunu Blogumda Paylaşabilirim. Hürriyet Benim.

Hürriyet; gündeme dair cesur bir projeyle karşımızda. TBWA\ISTANBUL'un hazırladığı proje kısa zamanda oldukça ses getirdi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeden bireysel özgürlükleri konu alan projenin amacı Türkiye'nin dört bir yanından insanların hürriyetlerini dile getirmeleri ve seslerini duyurmaları...

Bu proje katılımcıların kendi hürriyetlerini anlatmaları için tasarlandı, katılımcılar videolarını oluştururken ilham versin diye de bir film hazırlandı.
 
Hürriyet, herkesi kendi hürriyet cümlelerini yazmaya ve hürriyet şarkılarını yaratmaya davet etti. Kullanıcılar içinde kendi fotoğraflarının da olduğu hürriyet filmleri yaratabiliyor ve bu filmleri sosyal medyada dilediğince paylaşabiliyor. Ayrıca seçtikleri mesaj ve fotoğraflarından oluşan bannerı hurriyet.com.tr sayfalarında yayınlanıyor. Kısaca proje tamamıyle interaktif bir proje olarak kurgulandı. www.hurriyetbenim.com üzerinden ilham verici videoyu seyredebilir, kendi video ve bannerınızı yaratabilirsiniz.

"Hürriyet Benim" filmi, daha TV’ye çıkmadan viral olarak sosyal medyada gösterildi ve çok kısa sürede yayılarak; sosyal medyada konuşulmaya ve paylaşılmaya başlandı. Kullanıcıların katkılarıyla yapılan klipleri Twitter'dan #hürriyetbenim hashtag'iyle takip edebilirsiniz.

Ben de kendi videomu oluşturdum ve benim için hürriyetin ne demek olduğunu anlattım. İzlemek için;

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Eğlenceli bir yeniyıl etkinliği...:)

Ben yılbaşıları çok severim...Nedenini bilmiyorum ama benim için ayrı bir yeri vardır...
Blogları şöyle bir dolaşırken çok hoş bir etkinlikle karşılaştım...



Sevgili Little Butterfly muhteşem bir etkinlik hazırlamış...Görür görmez katılmalıyım dedim...Bence sizlerde katılmalısınız, eminim çok eğlenceli olacak...:)

Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz...

Sevgilerimle...:)

22 Kasım 2013 Cuma

Kendimce bir "Golden Rose" dosyası hazırladım...:)

Mutlaka herkesin elinde, dolabının veya çantasının köşesinde herhangi bir "Golden Rose" ürünü vardır...
Bende uzun zamandır kullandığım "Golden Rose Stick Concealer" ve ojelerinden bahsedeceğim...
Tabi ki "cruelty-free" ve "vegan" olup olmadıklarını sorduğum mailime gelen cevapla başlangıç yapacağım...

Mail aynen şu şekilde:

"Ürünlerimiz ve ürünlerimizin üretiminde kullanılan hammaddeler hayvanlar üzerinde test edilmemektedir.

Vegan ise çok iddialı bir kavram.  Biz dünyanın birçok ülkesinden hammadde temin etmekteyiz ve bunların bir kısmı da birkaç maddeden oluşmakta.  Dolayısıyla temin ettiğimiz hammaddelerin tamamının hayvansal ürün içerip içermediği hakkında bir iddiada bulunamayız."

Şimdi maili okuduğumda öncelikle çok mutlu oldum...Hani "Golden Rose" benim için vazgeçilmez bir marka değil ama tanınmış ve alıcısı fazla olduğundan memnun oldum tabi ki...
Bir de dürüstlüklerine hayran kaldım...Çok rahat vegan bir firmayız diyebilirlerdi ama açıkça emin değiliz demişler...Bu da seçimi bizlere bırakmaktır ve bu iyi birşey bence...En azından bizleri kandırmaya çalışmıyorlar...
Evet, Golden Rose deney yapmıyor, deney yapmayan hammaddeler kullanıyor...Buraya kadar mükemmel...Ama hammaddelerde hayvansal ürün bulunup bulunmadığı meçhul...Ben bu yüzden Golden Rose kullanacağımı zannetmiyorum, fakat "cruelty-free" olduğuna inanıyorum ben...
Dürüstlüklerine gösterdiğim saygıdan birkaç ürün paylaşmak istedim...
Gelelim ürünlere...
İlki ojeler...Oje kutumu karıştırdığımda üç tane "Golden Rose" oje çıktı...

Şimdi bu ojeleri mecbur kalmadıkça kullanmıyorum...Hele acelem varsa hiç kullanmıyorum...Çünkü iki kat sürmek gerekiyor, tek kat çok dalgalanma yapıyor ve hiç gözükmüyor...Ayrıca çok zor kuruyor...Yani ben memnun değilim...Ama renkleri çok güzel, o ayrı tabi...:) Bende sevdiğim bir renk olan "mor" olanı sürdüm bugün sizler için...:)


"Golden Rose Stick Concealer" ise uzun süre kullandım...Tenimle uyuştuğunu düşünüyorum...Tek beğendiğim yönü de bu galiba...:)
Böyle pudralı gibi, nemlendirici uygulamadan kullanamıyorsunuz, çok kuru bir yapısı var çünkü...




Kapatıcılığı çok iyi değil maalesef, ve hiç kalıcı değil...En fazla iki saat kalıyor yüzünüzde...Acil durumlar için falan kullanıyorum ben...Ama bitince yenisini almayı düşünmüyorum...:(

Göz altı morluklarını kapatabilmek için hala uygun bir concealer bulabilmiş değilim...Bakalım...Araştırmaya devam...:)

Sevgilerimle...:)

21 Kasım 2013 Perşembe

Fesleğen ve Melisa Kremleri...

Doa Kozmetik'e ilk siparişimi verirken bu kremleri de denemek istemiştim...
Cildime uygun bir yüz kremi arıyordum ama pek iyi gelmedi bana...


Fesleğen kremini gündüz kremi, melisa kremini gece kremi olarak kullanmayı amaçlamıştım...Bir ay kadar kullandım fakat sivilcelerim artmaya başlayınca bıraktım...Bana fazla ağır geldi...Ama kuru ciltlere uygun olacağını düşünüyorum, en azından denenebilir...

Görüntü ve yapıları şu şekilde:


Melisa kremi uçuk pembe renginde ve daha yoğun yapıda...Fesleğen kremi de yoğun ama melisa kadar değil...Yalnız kokuları o kadar güzel ki...Ben bayıldım...:)

Evet, yüz kremi olarak pek uygun değil ama el ve vücut kremi olarak çok rahat kullanılabilir...Nemlendirmeleri gayet başarılı ve cilt çabuk emiyor...Ben hem el kremi olarak kullanıyorum,hem de kendi yaptığım bakım ürünlerinde... Bazen de makyaj falan yaparken kapağını açıp, koklayıp geri kapatıyorum...:) 

Tavsiye ederim...Bence alın bir deneyin...Dolabınız da ya da çantanız da bulunsun...Arada açıp koklarsınız en azından...:)

Sevgilerimle...:)


20 Kasım 2013 Çarşamba

Kil maskesi ile güzelleşin...!

Yine uzun zamandır uyguladığım ve çok memnun olduğum bir tariften bahsedeceğim sizlere...
Özellikle son zamanlarda iş yoğunluğundan aksattığım için cildime ne kadar faydası olduğunu tekrar anlamış oldum...Benim cildim karma, hatta yağlıya dönük karma diyebilirim...Sivilce problemim var çok yoğun olmasa da...Bir de bu maskeyi yapmayı bıraktığımdan beri yüzümde pütürleşme oldu...Yüzüme dokununca böyle minik minik sivilce gibi ama aynaya bakınca birşey yok... Böyle acayip birşey... Bende hemen maskeme geri döndüm...

Bu anlatacağım maske "kil maskesi"... Yapımı ve uygulaması çok kolay...

Önce biraz kilin ne işe yaradığından bahsetmek istiyorum...Öncelikle kil içinde doğal mineraller barındıran iyi bir temizleyici ve sıkılaştırıcıdır...Cildi fazla yağdan arındırması ve antiseptik özelliği ile siyah noktaları ve sivilceleri iyileştirir...Uzun vadede kullanıldığında cilt lekerine iyi geldiği de söyleniyor fakat ben böyle birşey deneyimlemedim...

Kil alırken güvendiğiniz bir aktardan alın derim...Ben Doa Kozmetik'ten alıyorum ve memnunum...Benim kullandığım kil şu şekilde:



Bu kadarı bir maske için yetiyor...



Şimdi malzemelere gelelim:

- Kil
- Gül Suyu veya Lavanta Suyu
(alabildiği kadar, ılık kullanırsanız kil daha çabuk eriyor)
- Kayısı çekirdeği ve Üzüm çekirdeği yağı 
(1-2 damla)

Bu kadar...Bunları karıştırınca şöyle birşey oluyor...:)



Ben bu maskeyi şöyle uyguluyorum...Önce yüzümü kil sabunuyla yıkıyorum...Kil sabunumu da Doa Kozmetik'ten alıyorum...Gerçekten çok hafif yapılı bir sabun, daha önce söylediğim gibi üzüm çekirdeği ve papatya sabunlarını beğenmemiştim Doa'nın, ama bu sabunu öneririm...
Sabunum şu:


Yüzümü yıkayıp kuruladıktan sonra, maskemi sürüp beş dakika kadar bekleyip, ılık suyla temizliyorum...Zaten daha uzun yüzünüzde tutmanızı önermem, germeye başlıyor çünkü...Haftada bir den fazla da yapmamaya özen gösterin bence...

Yüzünüzdeki kili yıkadıktan sonra nemlendiricinizi sürüp, hayatınıza devam edebilirsiniz...:)

Sevgilerimle...:)

MANİKÜR RUTİNİM : Kalyon Tırnak Eti Temizleyici ile başlangıç, Essence Color&Go 147 (miss universe) numaralı oje ile bitiş...

Tırnaklarımla uğraşmayı seviyorum...Onları bakımlı ve renkli, cıvıl cıvıl görmek beni mutlu ediyor...
Bu yüzden her hafta manikür yapmayı ihmal etmiyorum...
Kuaföre gitmekten hoşlanmayan birisi olduğumdan evde müziğimi ya da takip ettiğim bir diziyi açıp, yanına da mis gibi kahvemi alıp manikürümü rahat rahat yapıyorum...Tabi kedimin müsaade ettiği kadarıyla...Minik patilerini herşeye bulaştırıp, gözümün içine bakarak birşeyleri devirdiği için her seferinde yerimden kalkıp,"şşşşştttt yapma bakim" derken mutlaka ojeler biryerlere çarpmış ve bozulmuş oluyor...

Bir de neden bilmiyorum, sağ elimin işaret parmağı hep ilk bozulan oluyor ve ne yaparsam yapayım o hep bozulmuş olarak geziyor...Oje sürülmeyi sevmiyor herhalde...:)

Neyse...Önce Kalyon Tırnak Eti Temizleyici'den bahsetmek istiyorum...


Küçük ama çok önemli bir dipnot geçeceğim...Hayvan deneyi yapıp yapmadığı...

Mailime gelen cevap şu şekilde:

"Tırnak bakım ürünlerimizin hiçbiri, herhangi bir üretim aşamasında hayvanlar üzerinde test edilmemektedir."


Firmanın sitesine girip incelediğinizde Göztepe Kalyon Eczanesi'nin laboratuarında başlamış ve sonra üretim tesisleri kurulmuş... Şimdi bu gözle baktığınızda bu maile inanasım var ama kuşku duyduğum nokta hammaddelerinde hayvansal ürün kullanılıp kullanılmadığı yani vegan olup olmadığı...Bu konuda mailime bir cevap gelmedi...Hala beklemedeyim...


Ürünü de almış oldum bir kere ama mailime yanıt gelmediği taktirde bir daha almayacağım...

Şimdi gelelim manikür rutinime..

- Önce ellerimi peeling uyguluyorum...
Bunun için kil sabunuyla ellerimi yıkayıp, kendi yaptığım vücut peelingi ile ellerimi ovarak güzelce ölü derileri atıyorum...Peeling tarifi için buraya tıklayın...

- Sonra manikür suyumu hazırlıyorum...
Ilık su, bir kaç damla limon suyu, ordan burdan aldığım ama kullanmadığım sabunlardan kokusuna göre seçip suyu hafifçe köpürtüyorum...Ellerimi bu suyun içinde bekletirken yeni sezonu başlayan "The Walking Dead" dizimi açıyor, zombiler eşliğinde "aslında ne kadar güvenli bir hayatım var, bak millet neler yaşıyor" diyerek tırnak etlerimin yumuşamasını bekliyorum...:)
İkinci bir seçenek ise, eğer acelem varsa Kalyon Tırnak Eti Temizleyiciyi sürüp, bekleyip sonra törpümün ucundaki aparatla tırnak etlerimi temizliyorum...



Hangi yöntemi tercih edersin derseniz ben tabi ki birinci yöntemi tercih ederim...Hem daha iyi yumuşatıyor hem de daha doğal...

Kalyon pek hoşuma gitmedi...Gereksiz geldi bana...Amaç yumuşatmaksa ki bence başka bir amacı da yok manikür suyu daha çok iş görüyor...Çünkü ben başka bir faydasını görmedim Kalyon'un...
Her iki şekilde de etleri temizlemek gerekiyor sonuçta...Yani ben Kalyon'dan pek memnun kalmadım...

- Tırnak etlerini temizledikten sonra törpüyle tırnaklarımı düzeltip, şöyle bir sudan geçirip, kurulayıp, el kremimi uyguluyorum...

- En son olarak en eğlenceli kısma geliyor; oje sürmek...



Ben bugün  Essence Color&Go 147 (miss universe) numaralı ojesiyle bitireceğim manikürümü...
Buyrunuz...



Bu rengi çok seviyorum...Ama maalesef hiç kalıcı değil...Sürüyorum ve akşamına çıkarmak zorunda kalıyorum...Ayrıca iki kat sürmek gerekiyor, tek kat yeterli değil...Ama yine de hem Cruelty-free hem de rengi çok güzel...:)

Sevgilerimle...:)



Kendi yaptığım el kremi ve Eklips nemlendirme eldiveni...

Ellerimde son zamanlarda bir kuruluk başladı...Soğuktan ya da fazla su içmememden kaynaklanıyor olabilir...Bende buna çözüm olması açısından kendim bir el kremi yaptım ve üşenmedim, gittim Gratis'den bu eldivenleri aldım...:)

Bildiğiniz gibi cilt geceleri kendini yeniliyor, bu yüzden ben bu uygulamayı yatmadan önce yapıyorum...Kendi yaptığım kremi elime sürüp, biraz bekleyip, eldivenleri giyip, eşimin yaptığı bitki çayımı içip uyuyorum...
Sabah uyanınca da çıkarıyorum...Bu kadar...Cildim sabaha kadar yapması gerekeni yapıyor, böylece yumuşacık ellerle güne başlamış oluyorum...:)

Önce kendi yaptığım kremden bahsedeyim...Aslında buna krem mi denir, maske mi bilmiyorum...Siz karar verin...

Ana malzemelerimiz şu şekilde...

Zeytinyağı (Badem veya Susam yağı da olabilir)
Limon (Kullandığınız zeytinyağının üçte biri kadar)
Bitkisel bazlı gliserin (6-7 damla kadar)...
(Ben vegan ürünleri tercih ettiğim için, eczanelerde satılan gliserinlere güvenmiyorum, bitkisel bazlı bir gliserine henüz ulaşamadım...Bu yüzden de eklemedim...Bulduğumda ekleme yaparım...)

Bir de içine limon miktarı kadar argan yağı da ekledim...Ama eklemek istemezseniz olmazsa olmaz değil...
Bir sprey şişesine dolduruyorsunuz,çalkalıyorsunuz...

Sonuç:


Günlük kullanım için uygun değil, çünkü yağlı bir his bırakıyor...Ama geceleri için çok uygun...Eldivenle kullanıldığında etrafa da bulaşmıyor ve çok daha etkili oluyor...Kesinlikle tavsiye ederim...

Öneri:
 -Limonu normal zamanlarda elinize direkt krem gibi sürebilirsiniz...Durulamadan cildin emmesini bekleyin...İçindeki C vitamini cildinize iyi gelecek...
-Suyu sıkılmış limon kabukları ile dirsek ve dizlerinizi hafifçe ovduğunuzda yumuşacık olduğunu göreceksiniz...



Sırada Eklips eldivenler var...Gratis'e gidip görmeyen yoktur...
Bende önce bu güzel pembe eldiveni alırken kullanabilir miyim, ya da işe yarar mı bilmiyordum...Ama sabah ellerim yumuşacık uyanınca kesinlikle işe yaradığını anladım...Güzel bir nemlendiriciyle birlikte harika bir ikili oluyor gerçekten...Öyle gece elinizde durduğunda rahatsızlık da vermiyor...Bir süre sonra unutuyorsunuz zaten eldiven giydiğinizi...Tavsiye ederim kesinlikle...





Sevgilerimle...:)

19 Kasım 2013 Salı

Kedili Kitaplar...:)

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama kedi ya sevilir ve hayranlık duyulur ya da hiç sevilmez, uzak durulur...
Ben kedi sevenlerdenim...Onlara hayranlık duyanlardan...:)

Kedi sevenler gayet iyi bilirler ki, kucağınızda oturup "gııırr gııırrr" diyen bir tüy yumağının sıcaklığının yerini hiçbirşey tutamaz...Bir kere bir kediyle yaşamaya alıştığınız zaman onsuz yapamazsınız...Gözünüz hep onu arar, sanki koltuğun arkasından ya da sandalyenin altından bir pati çıkıp size "hadi oynayalım" diyecek gibi gelir...:)
Uyurken yine onun sıcaklığını ve nefes alışını ararsınız...Ve bağımlılık yapar bir süre sonra bir taneyle yetinmez daha fazla kedi istersiniz, o da yetmez sokaktakilere dadanır, arkadaşlık yaparsınız...:) Sevgilerine ve karakterlerine hayran kalırsınız   :)

Zordur aynı zamanda bir kediyle yaşamak...
Herşeyi ona göre ayarlarsınız...Yatacağı yeri,oyuncaklarını hep kendi seçer...
Evin hiç olmayacak yerlerine çıkar ve tepeden bakar size :)
Hiç olmayacak şeyleri oyuncak yapar, yemeğinize ortak olur, onun yerine oturduysanız sizi kaldırmak için karşınızda duran masadaki bardağı gözünüzün içine baka baka minik patileriyle devirir, siz yerleri temizlerken yerinize oturur, sizi izleyerek patilerini yalamaya başlar...
Ve siz hiç kızamazsınız, kızmazsınız...Çünkü onu çok seversiniz ve sizinle ne şekilde iletişime geçerse geçsin mutlu olursunuz...

Neyse, lafı uzatmayayım...Sonuçta bir kediyle yaşadığınızda "kedili" herşeyi sevmeye ve ilgi duymaya başlarsınız...Bir süre sonra kedili çantalar, kedili objeler, kedili anahtarlıklar, tabaklar, bardaklar evinizi doldurur...Ve tabii kitaplar...

İşte böyle bir kaç "kedili" kitap tanıtmak istedim sizlere...Şöyle kahvenizi, battaniyenizi alıp okumalık eğlenceli kitaplardan...



Sokak Kedisi Bob...

Gerçek bir yaşam hikayesi bu roman...Yeni aldığımda elimde başka bir kitap olduğundan ilk annem okudu... Çok güzel ve akıcı olduğunu söyleyince, "kediye kötü birşeyler oluyor mu, eğer öyleyse okumayayım" dedim anneme...:)

Sonra da bütün riskleri göze alarak okumaya başladım...İyiki de başlamışım ve okumuşum çünkü çok güzel bir kitap...Kedi dostları olan herkesin içindeki minik ayrıntılara çok güleceğinden eminim...:)

Kesinlikle tavsiye ediyorum, eğer istersek hayata dair çok güzel şeyler öğrenebiliriz bu kitaptan...
Ben tabiki ayrıntı veremem buradan, okumak isteyenlere haksızlık olur ama arka kapağı inceleyebilirsiniz...
Devam niteliğinde ikinci bir kitap daha yayınlandı,haberiniz olsun...:)



Yozlaşmamış Kedi...

Bir solukta okuyabileceğiniz ve okurken çok güleceğiniz bir kitap bu da...
Zamane kedilerinin (!) kendi gerçekliklerinden koptuklarını çeşitli örneklerle ve oldukça esprili bir dille anlatmış bu kitap...

Arka kapak yazısı da burada:


Yalnız sadece bir kaç karikatürün fotoğrafını çektim kitaptan, onlar daha iyi anlatır kitabın tarzını sizlere...




Çok güzel bir kitap gerçekten, okumanızı tavsiye ederim...


Kötü Kedi...

Bu kitabı niye aldığımı hiç bilmiyorum! :) Yazının başında söylediğim gibi "kedili" şeylere olan merakımdan olsa gerek...
Kitap sadece fotoğraflardan oluşuyor...Komik, tatlı, gıcık :) bir sürü kedicik resimlenmiş ve espirili bir dille tanıtılmış...Canım sıkkın olduğu zamanlar elime alıp karıştırıyorum, kitabı kapattığımda yüzümde mutlaka bir gülümseme oluyor :) 



Yine içinden bir kaç fotoğrafla örneklendirmek istiyorum bu güzel kitabı...






Umarım beğenirsiniz, 
Sevgilerimle...:)



Nivea "duşta vücut kremine" alternatif, ev yapımı vücut peelingi ve nemlendirici...

Uzun zamandır kullandığım bir tarif bu...Belki 4-5 sene olmuştur...Çok memnun olduğumdan sizlerle paylaşmak istedim...
Biraz üşengeç bir insan olduğumdan banyodan sonra vücut kremi sürmeyi hep ihmal ediyorum...Bu yüzden banyo sırasında bakımlarımı yapıp, işimi bitiyorum...
Bu tarif de böyle birşey...Duşunuzu aldıktan sonra uyguluyor, durulanıp çıkıyorsunuz...Hem peeling yapmış, hem de nemlendirmiş oluyorsunuz...

Malzemelerimiz de çok çok kolay, yapımı da...

Önce malzemeler:
Deniz Tuzu
Zeytinyağı (Badem veya susam yağı'da olabilir, ben hangisi elimde varsa onunla yapıyorum)
Bu tarifte zeytinyağı tercih ettim çünkü kışın cildim çok kuruyor ve zeytinyağı çok iyi geliyor kuruluğa...



Ana malzemeler bunlar ama isterseniz ekleme yapabilirsiniz...
Mesela ben kokusunu çok sevdiğim için bazen yasemin yağı veya gül yağı ekliyorum 1-2 damla kadar...
Veya daha besleyici olsun diyorsanız kayısı çekirdeği yağı veya anti-aging bir ürün istiyorsanız üzüm çekirdeği yağı ekleyebilirsiniz...Ya da selülitli bölgeleriniz için portakal yağı ekleyebilirsiniz...Yalnız portakal yağını kullandıktan sonra güneşe çıkmamanız gerekiyor,bilginize...

İşte bu şekilde ana karışımımızın içine eklemeler yaparak istediğiniz ürünü oluşturabilirsiniz...Hem maliyeti çok düşük, hem çok doğal...

Sonuçta şöyle bir ürün çıkıyor...
Ekleyeceğiniz zeytinyağı veya badem yağının miktarını buradan ayarlayabilirsiniz, kıvamı şu şekilde...




Ben hazırladıktan sonra şöyle bir kaba koyuyorum...Cam kavanoz daha da iyi olabilir tabi...Sonra da güneş almayan bir dolapta saklıyorum...


Kullanım şekline gelince hafta da bir kez duştan sonra cildim ıslakken, hafifçe ovarak peeling yapıyorum ürünle, sonra sadece su tutarak fazla tuzun akmasını sağlıyorum...Kurulanıp çıkıyorum, hepsi bu...:)

İlk başta çok yağlı kaldığınızı hissedebilirsiniz, eğer rahatsız etmiyorsa bekleyin, zaten 1-2 dakika içinde cilt emiyor, çok rahatsız etti veya bekleyemem diyorsanız zeytinyağı yerine badem yağı kullanın ve hazırlarken yağı az tutun...

Emin olun çok iyi gelecek bu cildinize ve ruhunuza...Çünkü içindeki deniz tuzu üzerinizdeki bütün negatifliği alıp götürüyor ,ayrıca cildi pürüzsüzleştirip, sıkılaştırıyor...

Selülitli bölgelerde mutlaka denemenizi tavsiye ederim...

Selülitli bölgelerinizi yosun sabunuyla yıkadıktan sonra bunu uygularsanız farkı göreceksiniz emin olun...Tabi ki bir anda selülitler uçup gitmeyecek ama mutlaka fark olacaktır ki bende öyle oldu...:) 

Son olarak şunu da ekleyeyim... Ayak peelingi veya el peelingi olarak ta kullanabilirsiniz...Çok pratik oluyor hem nemlendirme hem peeling bir arada...


 Umarım sizinde işinize yarar...

Sevgilerimle...:)

15 Kasım 2013 Cuma

Lavera Organik Ruj ve Essence Dudak Kalemi...

Merhabalar...
Bugün Lilakutu'da çıkan bir üründen bahsedeceğim...Lilakutu'dan çıkan ürünlerin tanıtımlarını çok fazla göremiyorum bloglarda...Oysa amaç denemek...Hani cildimize uymayan birşey olur, o zaman ya atarsın çöpe, yada cildine uyan birine verirsin ki bu ikinci seçenek daha mantıklı geliyor bana...Öbür türlüsü tüketim çılgınlığından başka birşey değil çünkü...Bu yüzden ben bu ürünleri mutlaka deniyorum ve mümkün olduğunca da buradan tanıtacağım...Tabi ki "cruelty-free" ve "vegan" markaları...:)


Öncelikle Lavera Kozmetik'in sayfasındaki yazıyı paylaşmak istiyorum sizlerle...

"No Animal Testing
We only carry products that are not tested on animals, nor are tested by third parties on animals."

Ayrıca;

All Lavera products are certified 100% natural and contain certified organic ingredients. However, over 100 products are also certified VEGAN by the UK based Vegan Society.
The BDIH is a standards body that certifies a product to be 100% natural and mandates certified organic sourced ingredients wherever possible. In doing so, applies their own strict set of rules that govern any product displaying the Certified Natural seal. These rules define "Natural" to exclude: Synthetic compounds, petrochemical derived compounds, genetically modified organisms, raw materials from dead animals, animal testing.

But what if the product says "Milk" in its title?
Lavera uses the word "milk" to describe the creamy consistency of the product. Other Lavera products use lactic acid that is derived from a fermentation process using cornstarch or beet sugar. These products ARE vegan and have been certified by the UK based VEGAN SOCIETY. "

Özetle; % 100 organik içerikli üretim yaptığını, 100 üzerinde ürünün İngiltere merkezli Vegan Society tarafından "vegan" sertifikası aldığını söylüyor...
BDIH sertifikası alabilmek için aşağıdakilerin hiçbirinin yapılmaması gerekir diyor;
-Sentetik bileşikler,
-Petrokimya Bileşikleri,
-Genetiği değiştirilmiş organizmalar,
-Ölü hayvanlardan hammaddeler,
-Hayvanlar üzerinde test...

Bazı ürünlerinde geçen "süt" kelimesinin hayvansal kaynaklı değil, ürünün kremsi kıvamda olduğunu belirtmek için kullandıklarını söylüyorlar...
 Sitelerini de buradan inceleyebilirsiniz:

Şimdi gelelim rujumuza...


Bendeki rengi :


Böyle nasıl desem, böyle açık bordo, kahve karışımı gibi... Mat değil, biraz parlaklık veriyor...Sürdüğünüzde rengi açık, resimdeki gibi koyu değil...
Ben kırmızı ve bordo tonlarında rujlar kullandığımdan bana rengi biraz açık geldi desem kızmazsınız herhalde :)

Bu ruju şöyle kullanıyorum...

Önce dudağıma Essence dudak kaleminden sürüyorum...
Hafif dağıtıyorum...Sonra da rujumu sürüyorum...

Essence kalemim de budur:


Bu kalemin rengini çok seviyorum...Vişne çürüğü ve pembe karışımı birşey...Ben bütün rujlarımın altına hem kontürlemek hem rujun kalıcığını arttırmak için sürüyorum...Bir açıdan ruj bazı gibi kullanıyorum...Dudaklarımı kontürledikten sonra içe doğru dağıtıyorum, doğal bir görünüm oluyor, üzerine ruj sürünce daha düzgün ve güzel duruyor...

Bileğimde denedim sizler görün diye...



Şimdi diyeceksiniz ki bu iki renk ne alaka?
Ama dediğim gibi yaparsanız ne kadar güzel uyum sağladıklarını görebilirsiniz...

Lavera rujun normal satış fiyatı (ben lilakutudan almıştım) 34 lira...
Essence dudak kalemi 3,5 lira...

Organik ve Cruelty-free  listemize bir marka daha eklemiş olduk böylece...

Sevgilerimle...:)